Yükleniyor Etkinlikler

Tüm Etkinlikler

Hüseyin Yıldırım Sergisi

 1 Ekim Perşembe @ 10:0030 Kasım Pazartesi @ 19:00    Grup Sanat Galerisi

: /

Etkinlik Navigation

Grup Sanat Galerisi, çağdaş sanatın ülkemizdeki önemli isimlerinden Hüseyin Yıldırım imzalı eserleri sanatseverler için sergiliyor. 1 Ekim tarihinde açılacak olan sergi, 30 Ekim tarihine kadar Grup Sanat Galerisi’nin Hilal Mahallesi Hollanda Caddesi No. 44 Çankaya / Ankara adresinde ziyaret edilebilir.

Etkinlik Detayları

Hüseyin Yıldırım’ın Resimlerinde Düşsel Gerçekliğin Fantastik Kurguları

Kadir ŞİŞGİNOĞLU *

Her sanat eseri; sanatçının yaşam ritminin müzikal notalarına dökülmüş bir bestesidir. Bu bestenin oluşumundaki yaratıcı eylemi farklı etkenlere bağlayanlar olsa da; Sartre bunu “anlıksal”, “duyumsal“ ve “bilinçdışı” olmak üzere üç etkene bağlar. Anlıksal edim; yaratıcı eylemin tetikleyicisi olarak tanımladığımız ilham ile başlayan süreçtir. Estetik birikimlerimizin şekillendirdiği sanatsal sezgilerimiz ‘duyumsal edim’i oluşturur. Bilinçdışı ise; farkında olunamayan zihinsel süreçler, zihnimizin kuytularına kaydedilen bilgi ve imgeler evrenidir.

Çoğumuzun ne olduğunu anlamadan ömrünü tükettiği “bilinçaltı / bilinçdışı sezgilerini, bilinçli duygularını ve çağrışımlarını” sanatçı refleks olarak kullanır. Bu süreçte bilinç ise; bilinçdışının, zaman ve mekan değerlendirmelerini bilinçli olarak yapabilen etkin bir süzgeç gibidir. Bir anlamda sanatçıda bilinç, bilinçdışı ve bilinçaltı birlikte çalışır. Sanatçının, sanatsal bir çözümleme için yaşadığı yoğunlaşma sürecinde bilinçaltına yerleşen duygular burada büyümeye devam eder. Bir süre sonra bunlar bilinçaltının kuytularına saklanmış düş, hayal, masal gibi yeni görünümlere dönüşür. Düşlerimiz, zihnimizde doğar ve orada gelişir, yeteri olgunluğa eriştikten sonra dışarı çıkmaya hazır hale gelir.

Resimlerinde saf bir doğaseverliğin yanı sıra metafizik düşünce ve arınmacı doğu felsefesinin izlerini görebildiğim genç ressamlarımızdan Hüseyin Yıldırım; yeni dönem resimlerinde yoğun olarak yaşadığı düşsel oluşum süreçlerinin izlerini yansıtıyor. Estetik heyecanlarını, coşku ve duyumsamalarını, seçtiği evrensel semboller ile resimlerine taşıyor. Kendi düş dünyasını kurguluyor. “Düşlüyorum” ismini verdiği resimlerinde ‘kadın, deniz, lotus çiçeği, kelebek, ay ve güneş, antik yapılar’ gibi anonim imgeleri usta bir görüntü yönetmeninin gözünden bir film sahnesi gibi işleyerek izleyiciye sunuyor. İzleyici olarak size sunulan bir sahneyi izlerken diğer sahnelerin içine dahil olup kendi düşlerinizi yaşamaya başlıyorsunuz. Schopenhauer’a göre; Dante’nin büyüklüğü, düş gerçekliğini çok iyi bilmesinden kaynaklanır. Çünkü sanatçı, düşte yaptığını uyanıkken de yapabilendir. Kendi düşlerini kusursuz imge ve sembollerle anlatmak bir sanatçı için temel başarı ölçüsü iken, izleyiciyi bu düşlerin gönüllü yaşayıcısı haline getirmek ise başarı üstüdür.

Yıldırım’ın resimlerinde düşlerin ortak mekanı, tonal zenginlikte soğuk ve sıcak gri mavilerin, yeşillerin, turkuazların içinden boyutlanan, deniz ve dağ atmosferidir. Resim yüzeyi, çoğu zaman dağların üzerinden, gökyüzünün derinliklerinden doğan büyüleyici gün ışığı ile aydınlanır. Bazen de günbatımı kızıllığı ile yıkanır her şey usulca. Bir körfez Akdeniz’inden başlayıp, Torosların yumuşak sırtlarına uzanan çocukluğun, ilk gençliğin geçtiği coğrafyanın bilinçaltına atılmış bir özlem yolculuğudur. Yoga eğitmeni Naveen Meghwel’in “Su, anılarımızı ve duygularımızı taşıyan sıvı bir araçtır” sözü tam da bu durumu anlatıyor gibidir. Ayurveda’nın beş elementinden biri olan su; bedeni, zihni ve ruhu temizler. Su; zamana, mekana, bedene ve ruha tutulmuş ayna gibidir. Resimlerinde her şey yansıyarak suya dönüşür. Deniz yüzeyinde bulunan imgeler tek boyutlu algılamayı kabul etmeyen, farklı bakış açılarıyla oluşturulmuş, farklı mekan katmanlarında buluşur. Nesnel açıdan görülmesi mümkün olamayan olaylar yeni bir gerçeklikte ve fantastik bir kurgu ile eş zamanlı olarak izleyicinin gözü ile buluşur. Düşsel kurguların ana kahramanı, denizde Nümfe gibi, nurani-gizemli bir ışığın içinden doğan kadın figürüdür. Çoğunlukla bedeninin yarısı suyun içinde, masum, hatta biraz hüzünlü ikonik bir duruşla, yüzü belli belirsiz, giderek uzaklaşan kadın figürleri, farklı kimliklerin sembolleridir. Bilinçaltının derinliklerinde her biri farklı yaşamların prototipi olarak kodlanmış kadın figürleri tiyatral duruşları ile su yüzeyinde yeni hikayeler yaratırlar.

Bu hikayenin bir başka kahramanı ‘kelebektir’. “Kelebek uzak doğuda gençliği ve dinamizmi simgeler. Eski Yunan’da ise ruhun beden üzerindeki etkisini ve bu etkinin yarattığı büyük değişimlerin ifadesidir. Kadim bilgelikte Kelebek, direkt ruhun sembolüdür, ruhun özgürlüğünü, hafifliğini ve zarafetini simgeler”. Doğanın bu kısa ömürlü zarif canlıları “ruhun, ruhani yolculuğuna bir metafor olarak hizmet eder”. Kelebek, içselliğimizle temas kurmak için çıkılan yolculuğun sembolüdür. Resim yüzeyinde kelebeğin hareket yönünü gösteren çizgi şeklinde iz, bu yolculuğun izidir. Bu içsel yolculuk, mistik gizemli bir karakter olarak yaratılan kadın figürüne atfedilmiş olsa da; aslında ressamın kendi iç yolculuğudur. Ömrü dünyaya kıyasla bir kelebek ömrü kadar kısa insanın ders dolu yaşam yolculuğudur.

Görsel hiyerarşide uzaktan yakına doğru algılamada, en baskın imge olan lotus çiçeği de düşsel yolculuğun tamamlayıcı imgesidir. Lotus çiçeği bataklık ve sulak alanların bulanık kirli sularında yetişir. Ancak Lotus en temiz bitkidir ve kirlilikten etkilenmez. Yaprakları toz tutmaz ve en ufak bir yağmur damlası ile bile kendini temizleyebilir. Geceleri yapraklarını kapatır, gündüzleri ise güneşi selamlayarak açar. Tarih boyunca en çok kullanılan sembollerden biri olan lotus çiçeği, ruhsal temizliği simgelemektedir. Bilhassa Hinduizm ve Budizm’de insanın kendini bulma sürecini ve ruh dünyasını temizleme sürecini simgeler. Resimlerde yer alan beyaz lotus saflığın, manevi mükemmelliğin sembolüdür. Kırmızı lotus sevgiyi, tutkuyu temsil ederken merhamet, şefkat gibi anlamları içerir. Meditasyonun temel duruşu olan Padmasana yani lotus beyni sakinleştirir. Resmin bütününe bakıldığında dikkat çeken şey bir düşsel arınma süreci içindeki meditatif sakinliktir.

Hüseyin Yıldırım kendi düş dünyasına uygun olarak seçtiği sembolleri kullanıp naif bir duyarlılıkla farklı görsel katmanlar içinde fantastik kurgular oluşturuyor. Dış gerçeklik ile iç gözlemin sürekli birbirine dönüştüğü kaotik bir ortam içinde varlığını içsel bir tepkime olarak resmine yansıtmaya çalışıyor. Sanat yolculuğu uzun soluklu bir yolculuktur. Ne zaman dolduğunuzu, ne zaman taştığınızı anlayamazsınız. Yaptıklarınız hiçbir zaman sizin öz yaşam öykünüzden, biyolojik ve kültürel genetik kodlarınızdan apayrı bir yerde değildir. İlgilerimizin ve yaratıcı eylemlerimizin kaynağında yer alan bilinçdışı-bilinçaltı evreni kendini arayış ya da buluş sürecinde sanatçının kuytularda saklı en büyük hazinesidir. Bu hazineden ve yeteneklerinden ne kadar yararlanacağına, varlık mücadelesinde neyi ne kadar taşıyıp, nelerden ne zaman vazgeçeceğine kendisi karar verir. Görünen o ki; Hüseyin Yıldırım düş kurmaya bir süre daha devam edecek.

* Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğt. Bl. Öğretim Görevlisi.


Detaylar

Başlangıç:
1 Ekim Perşembe @ 10:00
Bitiş:
30 Kasım Pazartesi @ 19:00

Mekan

Grup Sanat Galerisi
Hilal Mahallesi Hollanda Caddesi no: 44 / B Yıldız
Çankaya, Ankara 06550 Türkiye
+ Yol Tarifi
Telefon:
0531 783 68 21
Website:
http://grupsanatgalerisi.com/

Yorum Bırakın

Avatar